21 Ekim 2015 Çarşamba

Düğün hikayesi… "OMG Romantik Komedi"

Düğün çok özel bir gün. 
Düşünsenize küçüklüğünüzden beri otomatik olarak peri masallarını andıran bir gün yaşayacağınızı size bir şekilde empoze ediyorlar ve yıllar yılı heyecanla o günü bekliyorsunuz. O gün geldiğindeyse sanki uzaktan birinin düğününü izliyormuşsunuz gibi oluyor. Çok çok heyecanlı hissetmeseniz bile insanda mutlaka bi anlamamazlık, tatlı bi sersemlik hali oluyor :)

Bizim düğünümüz de her şeyiyle çok çok güzel oldu ve ben şimdi o günü çok özlüyorum. Her gelin gördüğümde kendi düğünümüzün nasıl hayal gibi geçip gittiğini anımsıyorum. Bu durumda da 2154854 kez baktığım fotoğraflarımıza geri dönüyorum. 

Nişan, düğün süreci araştırmaları sonrasında düğün hikayesi / klibi olayını da çok araştırdım. İyi ki de yapmışım. Çünkü su gibi akıp giden günder geriye bir tek onlar kalıyor. 


İşte bu da bizim romantik komedi tadında düğün hikayemiz;


29 Temmuz 2015 Çarşamba

Merhaba evlilik!


Evlendim, geldim.


Bugüne kadar geçen zamana;

Güzel bir kına,
Daha önce hiç üstüne düşünmediğimi fark ettiğim duygusal bir çeyiz çıkarma merasimi,
Yorulmak kelimesinin anlatamayacağı çılgın bir koşturma,
Yetişmek bilmeyen bir ev yerleştirme telaşı,
Her karesini çok sevdiğim bir düğün hikayesi,
Şipşak geçen bir nikah,
Veeeee hayallerimdeki gibi bir düğün sığdırdım.

 …

 Hepsini yazıp saklamak için sabırsızlanıyorum.

Ah bu arada kendim için günlük havasında yazdığım bu blog ve paralelinde Instagram, beni çok tatlı insanlarla tanıştırdı, öyle güzel yorumlar, öyle duygulandıran mailler aldım ki gerçekten çok şaşırdım. İnsanlar hiç tanımadan sizin için gerçekten içten dualar edip mutluluğunuzu paylaşıyorlar ki bu bambaşka bir duygu… Özellikle nişan hazırlıklarında yardım isteyen, fikir alan, soru soran ya da sadece güzel dileklerini ileten mis kalpli insanların hepsine buradan tek tek teşekkür ederim. 

Bir de balayı dönüşü öğrendiğim zevzek sitelerden birine kabak gibi malzeme olan mercimek köfteli nişan fotoğrafım olmuş ki, gülsem mi yoksa insanların saygısızlığına ve densizliğine kızsam mı bilemedim… Sonra herkesten nezaket beklemenin anlamsız olduğunu düşünüp "neyse" diyebildim.

 …

 Evlilik olayının da şöööyle bi’ üstünden geçecek olursak biraz karmaşık, hayli zor, fazla sorumluluk gerektiren ama adapte olmakla birlikte güzelleşen bir müessese oluyor kendileri, bence…

Yakında daha çok kare ve daha çok hikayeyle görüşürüz!


Yeni evliler günlüğüme misafir olur, umut vaad eden yorumlarıyla beni rahatlatırlarsa aman ne mutlu olurum :p

2 Nisan 2015 Perşembe

Nisan gelmiş, hoş gelmiş...

Mart ayını oldum olası sevemedim, yaşadığım kötü şeyler genelde marta denk geliyor, belki de ben öyle koşullanmak gibi bir hata yaptım… sonuç; bu Mart’ta da pek yüz güldüren şeyler yaşanmadı. Ben hayatın stresini evlilik hazırlıklarından ibaret zannederken geçmiş yıllarda yaşanan hastalıklar kabusu çıkıp bi selam verdi ve “Ahhh Merve, sen takıl küçük detaylara hayatı ıskalayadur, şükrediyorum diye kendini avut… Ama asıl şükretmen gerekenleri atla ve gerçek mutluluğu yine unut!” dedi.

Silkelendim, fena silkelendim…

İnsan bu dünyada sevdikleriyle sınanmasın. Bazı şeylerden kaçmak mümkün değil ama biraz rahat olamayan bi tipseniz her şey size normalden katbekat daha zor. Günde en az 10 kez evi arayıp sevdiklerin hakkında minicik bi olumlu söz duymak bütün gününün iyi geçmesini sağlayabiliyor. Aksi de tam tersini… Bu sırada geçmişte sadece dilinde olan “Sağlık her şeyden önemli” lafının hakkını vermen gerektiğini aklına kazıyorsun. Her şey normal olduğunda takıldığın ve dünyanın en büyük sorunu olarak gördüğün minik dertleri görmeyip asıl sorunun dev taşlarına vuran güneş ışığına, deliler gibi şükrediyorsun. Asıl mutlu olman gereken zamanı kaçırıp zorluklarla savaşırken daha mutlu hissediyorsun.

Ama bu insan yapısı… Etkisi geçince hissettiklerin de değişiyor. 
Unutmamak isterdim.

Kabus selam vere dursun, kendisine pek yüz vermeyince bi nebze geri çekilmiş gibi görünüyor. Çekip gitsem mi, kalıp savaşmaya devam mı etsem diye düşünüyor olabilir. Biz de bu sırada dert sandığımız güzelliklerle ilgili yol kat ediyoruz. Mobilya siparişleri, beyaz eşyalar, ev olaylarındaki gelişmeler, balayı planları şimdiden halloldu. Az zamana az iş kaldı… Şimdi tek dileğimiz iyi gelişmeler, mutlu haberler… O yüzden yüzümüzü yeni yeni parıldayan güneşe dönüyoruz. Aykut Oğut der ki; elinizdeki hortum siz nereye dönerseniz o yönü sular. Yabani otlara dönüp onları büyüteceğimize; mis kokulu kır çiçeklerine dönüyoruz. Bol bol dua edip, yaşadığımız güzelliklere “gerçek anlamda” düşünerek hissederek şükrediyoruz.

Sabah kalktığımıza, yüzümüzü yıkayabildiğimize, kendimizi görebildiğimize, bi kedinin / köpeğin başını okşayabildiğimize…  Faso fiso değil gerçekten bunu yapmalıyız. Sabaha hastane odasında gözünü açanlar, kendini hiç görememiş ya da göremeyecek olanlar ve her biri diğeriyle yarışacak dertlerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Yarın ne yaşayacağımızı bilmiyoruz ki… O yüzden küçük ama en büyük mutluluklardan “SAHİP OLDUKLARIMIZDAN” beslenelim, farkında olalım. İyiye döndürelim, hem yüzümüzü hem zihnimizi…


İşte bu yüzden;

13 Şubat 2015 Cuma

Stress-free wedding vardı da biz mi seçmedik!

Sevgili günlük
 ve
Baylar, bayanlar, evlilik hazırlığında olanlar…
Herkese Merhabaaaaaaaaa!

Hala yaşıyorum :)

En son Eylül’de yazmışım, o zaman belirsizliklerin stresini anlatmışım uzaktan. Şimdiyse üstümden koca bir kamyon geçti desem yeri var!


Şu 5 ayda neler yaşadığım kayıtlara geçsin…

Sanırım hayatımın en kötü doğum gününü o son postu yazdıktan 8 gün sonra yaşadım (Allah daha beterini yaşatmasın) tamamen dış etkenlerden kaynaklıydı… Bu kötü günler çok uzun sürdü. Çok yoruldum. Ama şükreden tarafım beni yeniden aydınlığa çıkardı
 –çok şükür-



Heyecanla deli gibi heveslerle hazırlanmayı hayal ettiğim düğün hazırlıklarına konsantre olamadım. Zaten her adım o kadar birbirine bağlı ki… Biri netleşmeden diğerine başlayamıyorsunuz. Bir süremizde böylece uçup gitti. Tabii ki bir deli başak için çok ağır şeyler bunlar ama o devrede de ilaçlar imdadıma yetişti :)


 Her şeye geç kaldık, bütün heveslerim bitti, hayat ne kadar zor, neden hayatımın en güzel gününe hazırlanırken her şey burnumdan geliyor derken kimle tanışsam, kime selam versem benim hikayelerimi solda sıfır bırakacak düğün hikayeleri dinledim. Halime şükrettim tabii. Ve Allah o kadar büyük ki en en en ümitsiz olduğum noktada her şey tersine döndü :)

Bunları neden yazıyorum çünkü bu aşamaları yaşayan herkes aşağı yukarı aynı sorunlardan geçiyor. Ben bugünler hiç geçmeyecek her şey için artık çok geç derken nasıl bir anda güneş doğdu inanamadım.

Düğün dedikleri

Kabus burada sinyallerini verdi. Bir önceki yazımda düğün olayı bir kıza asla teklif edilmesin derken bir 15 gün önce düğün yapmaktan tamamen vazgeçmiştim. Ya da yapalım ama her şeyiyle kendimizin ilgileneceği bir düğün yapalım dedim. Aslında hayallerimde de kendi düğünümü kendim yapmak vardı.Her şey o kadar ters gitmişti ki maddi manevi artık yeter dedim. Zaten geç de oldu yer bulmak da zordu. 


Ama dengeler o kadar çabuk değişiyor ki bu sefer de Orkun olmaz dedi. İçine sinecek bu düğün dedi ve kollarını sıvadı. Beni kendimiz halletmeye çalışırsak karşımıza çıkacak zorluklar konusunda ikna etti. Çok koşturdu… Ben masamda o dışarıda deli gibi araştırmalar, iyi haberler arkasından kötü haberler derken tuttuk bu işin yakasını ve mekan ayarlandı. Ama bu sefer de tarih almak sıkıntıydı. Onu bekle, bunu bekle derken vıııızt diye her yer doldu. Biz iki cins insan olarak o koşullarda bile şansımızı zorladık. Gidip nikah dairelerini dolaştık :) Memurlar bile siz deli misiniz satın almayacaksınız, sadece 15 dakika dedi… Allah iyi insanlarla karşılaştırsın duamızın sonuçları sanırım herkes çok yardımcı oldu ve mucize gibi istediğimiz gün / saate günümüzü almış olduk.

En sağlam adım atıldığına göre sırada diğer basamaklar vardı. Gelinlik, müzik, fotoğraf derken koştur koştur bunları da hallettik. Yüzükten sonra gelinlik maceramız da ayrı bir post olmaya aday. Gezmediğimiz yer kalmadıktan ve ben yine umutsuzluklar ülkesine ağır adımlarla yol almaya hazırlanırken canım aşkım yetişti imdadıma istediğin gelinliği bulcam sana dedi ve ilk girdiğimiz dükkanda istediğim gelinlik olmasa da dilimden anlayacak gelinlikçiyi buldu. Blurum dediği anda bulacağından emindim. İmza Karın kitabında Mehmet Ali Birand’ın eşinin onun için kurduğu bir cümle vardır; “Hani yarın güneş doğmayacak desen bir an düşünürdüm.” Orkun için aynı şeyi hissediyorum…

Şimdi ana gündem maddelerim balayı ve düğün teması…

Merkür ve bütün gezegenlerin, aynı anda, şöyle bir geriye gidelim bakalım dediklerini düşündüğüm, bütün insanların, işin gücün, ilişkilerin hatta elektronik aletlerin bile tırlatmış olduğu şu geçiş döneminden minimum zararla sıyrılmak için elimden geleni yapıyorum sevgili günlük! Listeme check’ler attıkça ohhh diyorum. Her şey kontrol altında di mi evren?…

Az zaman kaldı, her şey güzel olsun lütfen…
  





10 Eylül 2014 Çarşamba

Düğün zamanı…

Nişan koşturması keyifli. İnsanın kafası çok fazla şeyle bölünmüyor (hoş ben o şartlarda bile tonlarca liste ve saati saatine yapılan programlarla çıkabildim işin içinden ve tam 10 ayımı bu hazırlık aşamasının keyfini çıkarmaya ayırdım) ama gel gelelim düğün dedikleri…

Düğün denince insanın gözüne beyazlar içinde süzülen masal kahramanı gibi bir gelin gelse de bence o kanaviçenin bir yüzü, diğer yüzde hepimiz 
işte tam da böyleyiiiiiiz :)


Yazarken bile nereden başlasam bilemiyorum:)

Zaten düğün kelimesiyle birlikte her kafadan bir ses yükselmeye başlıyor…  Düğün olmalı mı olmamalı mı?

Düğün olmalı!
Erkek için ne kadar gerek var tartışılır ama gelinlik giyme hayaliyle büyüyen kızlara, bence kimse bu teklifi yapmasın… Kimse o gelinliği giydikten 15 dk. sonra çıkarmak istemez!

Ve sonrasında curcuna devam eder, her şeyi tezcanlılıkla halletmeye çalışan hevesli kızla, yaaaaa aşkım dur halleriz yaaaa’cı erkek hep karşı karşıya gelir. Kız kızar, erkek anlamaz. 
Çözüm bulunmaz.

Ama erkek kendince haklıdır, kaçmıyordur ki hiçbir şeyden, zaman kavramları çoook farklıdır, zaten onun için düğün dediğin birkaç adımdan ibarettir. Tarih alınır, yer tutulur, gelinlik - damatlık seçilir, bir de işte nikah şekeri - davetiye gibi 1-2 detay vardır. Ama kız için öyle mi… Şuraya yazmaya üşeniyorum, saymakla biter mi diye düşünüyorum… Gelin çiçeğinin otunu ayrı sapını ayrı düşünen biri olarak bu işlerin içinden nasıl çıkarım bilemiyorum :)

Ayrıca düğün başlı başına bir organizasyonken, bunun balayı programı var, kınası var, gelin hamamı var, evi var, mobilya seçimi var, tadilatı – yerleşmesi var, var da var :)


Şimdiden içime ağır bir kasvet çöktüğünden detayları, adımları, hazırlık aşamalarını sakinleştikçe yazacağım…

Bana ve benimle aynı dönemlerde bu telaşları yaşayacak arkadaşlarıma şimdiden kolay gelsin...

Yalnız değilsiniz ;)

26 Ağustos 2014 Salı

OMG Nişan Partisi - 3. Yıl Dönümü


Nişan tarihine karar verirken bize özel olmasını istedik ve yıl dönümümüze denk getirdik. 25 Mayıs’ta 3 olacaktık :) Pazar gününe denk geldiği için Cumartesi, yani 24 Mayıs’ta başlattık ama tabii ki 25’ine bağladık ve 3. yılımızı da kutladık :)

Nişan yapacaklara en büyük tavsiyem mutlaka arkadaşlarıyla eğlenecekleri mini bir parti organize etmeleri. Öyle güzel anılar bırakıyor ki :)
Biz mekan olarak Shereton Otel’in en üt katında bulunan Qubbe’yi seçtik. Burayı her zaman çok beğenmişimdir, şimdi nişan partimizin burada oluşu mekanı bizim için çok daha özel kıldı…

Ev kısmının hazırlıkları kafamda oturur oturmaz parti organizasyonuna başladım. Artık çok eğlencli fikirler var partiler için ama her şeyin size özel olması bi başka :) Burada yine işimin avantajlarından faydalandım, canım arkdaşlarım bana çok yardımcı oldu. Mesaj sloganlarımı kendim yazdım, ohhh içimden geçenleri bir bir söyledim :) kız arkadaşlarım için dev tektaşlar aldım, değişik maskeler, renkli gözlükler, masalara konfetiler…


Mekan süslemesi tamamen size ait Qubbe’de. Zaten kendi şatafatı oldukça yerinde olduğundan ben sadece biraz kişiselleştirdim bir de yerlere gold -  mor balonlar koydum…

Ve tüm bir günün telaşından sonra Qubbe’ye geldiğimizde bütün bunları evde unuttmuştum! Neyseki yoldaki arkadaşlarımızdan rica ettik, dönüp aldılar :)


Çıkış şarkımız: 

Nişan için bizden çıkış ve pasta şarkısı istediler. Çıkış şarkısı olarak son dakikaya kadar kafamda bir şey yoktu ama işe giderken radyoda duyduğum an kahkahalarla “İşte bu!” dedim. Orkun önce olmaz dedi ama birkaç kere dinleyince hak verdi… Bizim ki gerçekçi ve eğlenceli olsun istedik! 
Nişanlanıyoruz ve ne yaptığımızı biliyoruz a dostlar! :)

İşte buyrun;


 Çok çok çok o kadar çok eğlendik ki, hiç oturmadık… DJ’le müzik konusunda konuşurken tarzı 90’lar Türkçe pop olarak seçmiştik ama en son hatırladığım kare Orkun ve erkek arkadaşalarının entarisi dım dım yar eşliğinde tek ayak üzerinde tren şeklindeki dansları :)

Devamını fotoğraflar anlatsın…

Ütü yapmam -  yemek belki…

Hihi :) Orkun'un özel talebi bu konuşma balonu, yüz ifadesiyle de hakkını vermiş canım…


 Kendimi bulamadığım fotoğraflar :)


  
Güzel günümüzü, mükemmel hale getiren canlar! 
Hepinize bir kez de buradan teşekkürler!





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...