27 Şubat 2012 Pazartesi

Bugün en güzel günün, haberin yok…


Kolay dersen kolaydır hayat, zor dersen zor… 
Bu kadar kolay mı dersen öyle bakmayı becerebilene; kolay. 
Öyle bakmayı becerebilmek asıl olaysa emin olalım aslıda o da kolay…


Hiç düşündük mü çok karmaşık bulduğumuz her şey aslında biz öyle düşündüğümüz için karmaşık. Beyne emir vermek kolay gözükmüyor, çok kolay olduğunu da sanmıyorum aslında! 
Ama  kadar mucizevi bir gücü var ki…

Düşünmek lazım şu an içinde bulunulan şartları… 
En kötü hissettiğimiz anda bile yaşadığımız hayat kimbilir kimlerin tek hayali... Olaylara buradan bakmak bence insanı kasvetten, endişeden, sıkıntıdan, umutsuzluktan uzak tutmaya yetebilir. 
İnanmak gerekir ki elinde olanlara şükredebilip kötü giden şeyleri de en azından bi sure için hoşgörebilirse insan, hayat o kadar da zor değil…

Gerçekten bir süre için…

İstiyoruz ki her şey her zaman dört dörtlük gitsin hayatımızda, hiçbir şey canımızı sıkmasın, üzmesin bizi… Bunun mümkün olmadığını bilmiyor muyuz?

Hep altını çizmişimdir şu tip cümlelerin:

Hayat bir sarkaç gibidir... Ne kadar geri çekilirse o kadar hızla geri gelir… Lastik bir top düşünün yere atıldığındaki hızı oranında yukarı zıplar, dibe vurur ki daha da yükselebilsin…

Rüzgar estiğinde hiçbir ağaç direnç göstermez, rüzgarın estiği yönde eğilir, direnç gösterdiğinde, rüzgarın tersi yönünde hareket ettiğinde zarar göreceğini, dallarının kırılacağını bilir... Denizler yükseldiğinde geri çekileceğini de bilir... Geceleri gökyüzünü aydınlatan ay, ben hep dolunay kalmak istiyorum hiç yeni ay şeklini almayacağım demez... Gece gündüzü, gündüz geceyi, aylar mevsimleri, mevsimler birbirini takip eder... Yaz biter güz başlar...

Doğa ne güzel anlatıyor kendisini... Kışa hazırlanırken yapraklarını dökmekten korkmuyor hatta yaprakları bırakırken ayrı bir güzellik veriyor... Rengarenk oluyor o yapraklar... Bedeni çıplak kalıyor ağaçların ama kış için bunu yaşamaları gerekiyor, çünkü daha güçlü duruyor ayakta...

Ne yaşarsak yaşayalım ne düşünürsek düşünelim şunu hiçbir zaman unutmamalıyız; "yaşanan bu durum düzelecek". 
Hiçbir zaman böyle kalmayacağız... 
Bu sadece bir dönem...
 Yaşanacak ve bitecek...

Gece ve gündüz gibi... 
Tek başına olmasını beklememek gerek. 
Bunu böyle kabullenmek gerek... 
Biliyorum ki o zaman her şey daha kolay, o kabulle her şey daha doğal...

Hayatın güzelliğini sindirebileceğimiz nice güzel günlere...

13 Ocak 2012 Cuma

Terapi şarkıları…



Çok denedim ama sadece iki tanesi aklımda…

Ne zaman böyle içim acısa, vazgeçmem gereken şeylerle karşılaşsam ve bunu yaparken, yaşarken çok zorlansam hep karşıma bazı şarkılar çıkar.

Çok garip belki ama ben bu şarkıları dinledikçe içimdeki hüzün hafifleeer hafifleeer sanki o dönem o duyguyu yaşayan ben diilmişim gibi bi güç bi huzur dolar içime..

Işte ben bunlara terapi şarkıları diyorum :)

Vol-1



Vol-2


10 Ocak 2012 Salı

2011’i çekmeceye kaldırırken…



2011’e bu dileklerle başlamıştık ;)

İşte 2011'in aklımdan çıkmayanları;

Zor başlayan, kolay biten bir yıl oldu.

Vazgeçmeyi, olgunlaşmayı, üstesinden gelmeyi öğretti.

İsteklerimin er ya da geç gerçekleşeceğini, sabırla güvenle beklememin yeterli olduğunu anlattı.

Zamanın az gözükse de çok şeye yetebileceğini keşfettirdi.

Ani kararların çok zor alınmadığını ve beklenmedik şeylerin bi çabukta gerçekleşebileceğini gösterdi.

Her şeyin bir zamanı olduğunu, o zaman gelmedikçe bayılsan da ağlasan da zırlasan da, beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini anlattı.
(Çünkü ilahi zamanlamada her şey, olması gerektiği yer ve zamanda oluyor ve buna güvenmek insanı çok ama çok rahatlatıyor…)

Sağlık, huzur, aile ve dostluğun hayatta her şeyden önce geldiğinin altını çizdi.

Güzel bir aşk hediye etti.

Can çıkar huy çıkmaz atasözünün doğru olduğunu ama istenirse huysuzlukların törpülenebileceğini gösterdi.

Yaşadığım her şeyi, yaşamam gerektiği için yaşadığımı hissettirdi.


.............


Böyle yazınca kafamda daha da somutlaştı ki ben güzel bir yıl geçirmişim,
 önemli şeyler öğrenmişim.

Ama 2012 çok daha güzel olacak eminim,
Çünkü ben çift sayıları severim :)

2012  Sibel'in de yılı olsun, bütün saydıkları gerçek olsun.
" Emeğe saygı:)"
Mucuk!

15 Aralık 2011 Perşembe

Hakkımdaki 7 gerçeğin mimi :)

Tibet’in annesinden gelen bir mim’i cevaplıyorum!



Hakkımdaki 7 gerçek:)

1-   Eyeliner sürmeyi bi türlü beceremem, becerenleri de kıskanırım :)

2-   Okuycağım bir kitabım yoksa içimde bir boşluk olur. Bi tarafım eksik kalır, kendimi yalnız hissederim. Kitaplarım bittiğinde ayrılık acısı çöker içime...

3-   Bazen içimde çok ani hevesler ortaya çıkar ama tam işe koyulma anında hevesim puffff diye uçuveririr ve ben her defasında kendime çok kızarım…

4-   “Duanın ve inancın” gücüne inanılmaz inanırım. Bu beni her zaman rahatlatır.

5-   Saç kestirme zamanımın geldiği çeşitli evrelerle kendini gösterir.
·      Öncelikle saçın şekli sabitlenir, bir süre değişmez,
·      Sonra bu durum beni sıkmaya başlar.
·      Bir değişiklik düşüncesi içim içimi yer.
·      Sonra saçımı her zamanki modelinde kestirmeye karar veririm içten içe..
·      Ama yine itici bir güç gerekir bunun için. Örneğin; bir sıkıntı, bir huzursuzluk vs. ve ben kendimi kuaför koltuğunda bulurum.
·      Hep aynı kişiye hemen hemen aynı modeli kestirir, hemen her seferinde beğenmez, alışamaz, ağlar ve kendim şekil verdiğim ilk andan itibaren saçımı sevmeye yeniden başlarım J

6-   Çok sinirlenince gözüm hiçbir şey görmez, karşımdakinin kim olduğunu, söylediklerimin nereye varacağını düşünmez öyle konuşurum ama çok kısa süren bu veryansından sonra yaptıklarıma üzülür, oturup ağayacak duruma gelirim.

7-   Değer verdiğim kim varsa içimde ona karşı tarif edilmez bir bağ oluşur. Alıştığım her şeyden çok çok zor vazgeçerim.

İşte ben kısaca böyleyim! Acaba Esra nasılmış :)))

Umursamaz değil ama biraz daha az umursar olmak istiyorum…


Düşünüp düşünüp içinden çıkamadığım zamanlar oluyor…
Öyle hızlı ilerliyor ki düşünce trafiğim;
 bi bakıyorum aklım fikrim karman çorman olmuş.
Çok kısa zamanda bütün ruh halim değişmiş.
Birden karalar bağlamışım…


Bir insanın düşüncelerinin bu hızda iniş çıkışlar yaşaması normal mi? Bence değil! Zaten bi posta da bu yüzden kızıyorum kendime…

Umursamaz olmak hoş diil tabii ki ama her şeyi fazla umursamak, en basit olayın, sıkıntının hayatına yön vermesi, bütün modunu değiştirmesi de doğru değil…

Bu yüzden ben artık biraz “az umursar” olmak istiyorum.

Daha az düşün
Daha az takıl
Daha az yorumla
Daha az eleştir
Daha az yorul

O zaman her şey “daha” kolay olmaz mı?

6 Eylül 2011 Salı

Ben demişim ki:

Bu ilkbahar ruhum gibi;
aniden güneş açıyor, sonra yağmur çiseliyor...
Tam çiçekler açacak gibiyken rüzgar toz duman ediyor dallarımı!
Ama biliyorum ki adı "bahar" bu mevsimin,
ardından yaz gelecek...


04.05.2011


ve gelmiş....

11 Ağustos 2011 Perşembe

Aklımdan hiiiç çıkmasın!



"İsteklerine ulaşmanın ilk ADIMI, isteklerinin olmasını beklemeyi BIRAKMAKTIR. Beklentinin bittiği yerde AKIŞ BAŞLAR..."                                                                                                                                 Eternal Silence


Güne endişe ve korkuyla başlama.
 Eğer şu an öyleysen hemen Bakış açını daha iyi bir şekilde değiştir. 
Yaşamındaki herhangi bir olay ve duruma bakarken 
bardağın dolu tarafından bakmayı seç.
 Bundan öğrenmen gerekeni, öğren ama gününü kendine ZEHiR etme.
 Şükranlarla doldur yaşantını...
UNUTMA ki; senin bu beğenmedigin hayatın,
 başka insanların en büyük hayali olabilir.. 
Sahip olduğun şeylerin FARKINA var.
Neşeni bil ve MUTLU ol.. 
Sevinç, Neşe, Mutlulukla birlikte Sonsuz şifa seninle olsun...
"İYİ Kİ VARSIN”





Kendi deneyimine dayalı olmayan herşeyi sadece bir varsayım olarak kabul et... Onu bir inanca dönüştürme... İnanca dönüşen herşey sende bir SINIR daha yaratır.. Bu inançlara kilit diyorsan kilittir..
 Dünün doğruları bu günün şartlarında yanlış, yada yanlışları doğru olabilir. Bu herzaman böyledir. SEN Katı inançlara sahip olmak yerine ESNEK ve seni geliştiren düşüncelere sahip olmayı SEÇ..
İçinde SEVGİ içermeyen herşeyi Serbest BIRAK.. Yaşamla birlikte AKIŞTA OL! AŞKLA yaşa..