11 Eylül 2013 Çarşamba

En iyi arkadaşım evlendi!



Ve işte Feyza & Faruk’un mutlu masalının başlangıcı; 

 8 Eylül 2013

Sabah 7.15’te alarm sesine gözlerimi açmış Orkun’dan mesaj beklerken Feyza’nın panik mesajıyla panikleyerek ben Orkun’a mesaj attım. 
Hazır mısın? hadiii... diye.

Gelin arabası çifti olarak saat 8’de evlerinin önündeydik. 9 gibi de kuaförde... Ben böyle rezalet bir kuaför görmedim. Gelin adayları aman diyim! Gideceğiniz kuaförü çok ama çok iyi araştırın. Biz gittiğimizde içerde 4 gelin vardı. Bizden sonra en az bir 4 gelin daha geldi. Yıllardır heyecanla beklediğiniz, hevesle hazırlandığınız ve stresten bunaldığınız bu günde bir de acaba yetişecek miyim stresi yaşamamak içi bu konuda net olmanızı öneririm (Bana iyi bir tecrübe oldu şahsen). Gözlerini resmen para bürümüş ve bu yüzden bir güne 8 gelinden fazlasına randevu vermiş bu kuaför Üsküdar’da. Adı Özenir Kuaför. Adına aldanmayın, kadın belli ki işinde tecrübeli ama bu demek değil ki saçınızı makyajınızı kendi tecrübesine göre, ne istediğinizle ilgilenmeden yapacak! Taburede beklettiği gelinleri en özel günlerinde sıradan hızlı hızlı elden çıkaracak. Onlar için alalade bir gün olabilir ama bir gelin için hayatının en özel gününü rezil etme hakkını onlara kimse vermez! Kaldı ki mekanın doluluğu, tek bir giyinme odası olması, bekleyen gelinler arasında da sıra oluşu, ayrı bir gerginlik yarattı. Ukala mekan “Biz 30 gelin de çıkarıyoruz buradan, ne olmuş diye” çirkin bir savunmayla bizi uğurlayınca yeter dedik ve gerekli yerlere şikayette bulunduk.


Bu günü anlatmaya kötü tarafından başladım ama bilinsin istedim. 
Bir kişiye bile ulaşsa, o bir kişi kendini bu stresi yaşamaktan kurtarsa, kârdır…

Kuaför'den :(




Kuaförden gergin ve memnuniyetsiz ayrılan gelincik, neyseki Fenerbahçe Parkı’nda yapılacak fotoğraf çekimine yetişebildi. Fotoğrafçı kız çok ama çok tatlıydı, kesinlikle tavsiye olunur :) Çekim çok keyifli oldu. 
Ama arada yağmur yağdı. Orkun "Sen olsan kesin ağlardın" dedi. Kesinnn :( Ama Feyza sakin durabildi ve zaten sonra güneş açtı :) Böyle zamanlarda yaşadığın anın tadını çıkarmak ne kadar da önemli bir meziyet. 
Durum belli, ya oturup ağlayacaksın, karalar bağlayacaksın ya da o şartlarda eğlenmeye bakacaksın. 2.sini yapmak gerek :)


Bunlar da kaçak fotoğrafçı olarak benim arada yakaladığım birkaç poz:




Fotoğraf çekmekten hiç haz etmeyen bir erkek ve fotoğraf çekmeye, çektirmeye bayılan bir kız çift olursa, zor da olsa arada birkaç poz yakalanır :)

Bir Murad Osmann pozu da bizden :P



Ta tammm! Fotoğraf çekiminin en eğlenceli karesi, ama hileli :)

Fotoğraf çekimi yapıldıktan sonra eve gittik. Gidişi hiç anlatmayayım, arabanın üstünde Angaranınnnn bağlarıııııını söyleyen bir tomar çocukla uzun yollar yaptık :)


Davul zurna geldi. Gelin evden çıktı. O ne güzel bir an…
Gel de ağlama :(

Neyse konvoy halinde, dat dat dat kornalar eşliğinde düğün mekanına vardık. Eğlenceli, bol oynamalı, güzel bir düğün oldu…

 İntaş'ın çiftleri demiş kuzenim...
 iki kuzen İntaş'ta okuduk, aşkı İntaş'ta bulduk :P




Eve dönüş yolunda gelin ağlar, ben ağlar, anne ağlar...
Her şey çok güzeldi çok da duygu dolu :)

Ve bu keyifli koşturmacanın sonunda;

Gecenin 3’ünde eve varabilen Merve ertesi gün uyanıp işe gidemedi. Ayakkabı bulamayan Merve 2 gün de önceden izin alıp o mağaza senin bu mağaza benim diye dolanıp durdu. 1 mağazaya 2 saatini rahat rahat ayıran Merve, zamansızlıktan 1 saat içinde tam 14 mağaza gezip, atom karınca hızıyla takı eksiklerini de tamamladı, yıllık izninin kalan kısmını da böylece harcamış oldu. İş arkadaşlarının “Bir de sen evlensen nasıl hazırlanacaksın?” sorularına verilmiş “Bana 1 sene ancak yeter” cevabının hakkı da verilmiş oldu :)


Kuaför: özenir
Fotoğraf mekanı: Fenerbahçe Parkı
Dış çekim Fotoğrafçısı: Caravan Fotoğraf 
Düğün mekanı:Park Night

2 Eylül 2013 Pazartesi

Ana Kraliçe’nin sürpriz doğum günü partisi



2     Eylül, Gönül Teyze’nin yani erkek arkadaşımın annesinin doğum günü. Burçtaşım Gönül Teyze, aynı benim gibi tipik bir başak kadını olarak ince düşünülmekten hoşlanır, detaylara önem verir. Hal böyle olunca biz de bu doğum günü onun için şimdiye kadarkilerden farklı olsun istedik ve çalışmalara başladık :)

Önce bir konspete ihtiyacımız vardı:

Gönül teyze iki oğlunu da zor şartlar altında pırıl pırıl yetiştirmiş bir anne. 
Onun için oğulları; oğullar için de o bambaşka… O yüzden de Kraliçe teması bu parti için kendi kendine ortaya çıktı sayılır :) “Ana Kraliçe” demek de anne kavramını daha da belirginleştirdi bana göre. Her ne kadar benim romantik ötesi sevgilimin ilk tepkisi "Biz arı mıyız?" olsa da ben sevdim bu temayı :)

Konsept netleşince geriye zevkli detayları belirlemek kaldı.

Detaylar fotoğraflarda:


İşte Kraliçe temalı pastamız:)
Tabii ki Günlerden Mutluluk'tan


İki kraliçe arasındaki 10 fark tamamen mekana emanet edilme gafletinden ötürü :(
Kraliçemiz birazcık hırpalanmış, taç dilimleri bile 3'e düşmüş :)
Biz şehirler arası yol yapalım, mekan 1 güncük bakamasın, yazık :(
Nazar boncuğu olsun dedik :)


Parti kovamız 

Her türlü partiye anlam kattığını düşündüğüm rozetler
Rozetleri ben yaptım. 
Pek becerikli sayılmayan ben bu başarıyı bir DIY projesi olarak detaylıca yazmayı düşünüyorum :)

Taçsız kraliçe mi olur :)

 Masamızdan bir görüntü

Detaylar detaylar... Bu önceden alınmış kürdan süslerinin bile taç olması
 bana da sürpriz oldu :)

Kraliçe'nin sevinci :)

Kesiciler

Gürsoylar'ın JR. prensesi 



Ve böylece ilk parti organizasyonumdan alnımın akıyla çıkmış oldum :)

....


Bir arada olmak, aile olabilmek, mutlulukları - üzüntüleri paylaşabilmek, çıkarsız sevmek, karşındakini düşünmek, mutluluğunu istemek, acısı hissedebilmek, başarısına sevinmek o kadar güzel ki...

En sevdiğim dualardan biridir;
Allah herkesi iyi insanlarla karşılaştırsın.

Hepimizin mutluluğu huzuru ömür boyu sürsün...

Gönül Teyze'ye nice nice sağlıklı yaşlar olsun!

Konseptimi gerçeğe dönüştüren Esracığımın da ellerine sağlık.

:)






28 Ağustos 2013 Çarşamba

En iyi arkadaşım evleniyor!



Bir insanın hayatında çok özele inebilen, sizi sizin kadar bilen sayılı insan vardır. İşte onlar şanstır, candır…

Ben hep şunu söylerim kendime; dilinden anlayan bir ailen, arkadaşın gibi seninle sohbet edebilen bir annen, seni ailesinden biri gibi gören bir arkadaşın ve aynı anda hem ailen hem arkadaşın olabilecek bir sevgilin varsa daha başka kimseye ihtiyacın yok demektir.

İşte benim böyle arkadaşlarım var, çok şükür ki… İnsanların -kusura bakmayın ama- bu denli ucuzlaştığı, arkadaşlıkların çıkar ilişkilerinden başka dayanağı kalmadığı şu dönemlerde, ben kendimi çok şanslı hissediyorum.

İşte şimdi onlardan birinin ve çok çok özelinin mutlu bir gününe hazırlanma telaşı yaşıyoruz. 1 sene varken bile “Seni gelinlikle görmeden evlendiğine inanamayacağım…” dediğim canım arkadaşım 2 hafta sonra gelin oluyor. Gerçekten farklı bir duygu.

 Düşünsenize 10 küsür yıldır arkadaşınız, hayatınızın her anından, her gelişmesinden haberdar. Sizi sizin kadar iyi tanıyor, yeri gelince kendinizle ilgili cevap bulamadığınız sorulara o cevap veriyor. Canınız yanıyor, ona sığınıyorsunuz, mutluluğunuzu onunla paylaşıyorsunuz, başarılarınızı o taktir ediyor. Yeri geliyor moral veriyor yeri geliyor cesaret… Her sırrınızı o biliyor, sizi hafifletiyor, bazen kızdırıyor, ama ondan asla vazgeçilemiyor…

Çünkü o dost!

Şimdi dost yuvadan uçuyor :)

Önce internette çeyiz telaşı, sonra organizasyon, nikah şekeri nasıl olsa, davetiyeyi biz mi tasarlasak, eminönüne ne zaman gitsek (ki gidemedik beraber) derken once kına süslerini hazırladık, pazar günü de evini yerleştirdik. Nasıl güzel oldu, nasıl duygulandırdı beni… İçimdeki üşengeç hatta tembel Garfield bile çıktı gitti o curcunada. Kendi evimde gibi zevkle ve mutlulukla geçirdim o günü.

Zaten artık ucundan benim de evim orası :)

Hayatınız hep böyle rengarenk...



Masal gibi...

Ve şirinlikler içinde geçsin.




Okuyuculara notlar:

Evlenecek, kına hazırlığı yapacak olanlar varsa; aynalar Günlerden Mutluluk'tan...
Canım arkadaşım, davetiye metnini benim yazmamı istedi. Hem mutlu oldum hem de birazcık gururlandım :)

Düğün postunda görüşürüz!

28 Mayıs 2013 Salı

Biz 2 olduk :)


Not: Bu post,; derin duygular, düşünceler, tavsiyeler içerir.

Uzun uzun anlatmayacağım kim kimdir, ne nedir, bi ilişki nasıl yürümelidir diye… İlişkiler hakkında ahkam kesmek kimseye düşmez.

Ama söylemek istediğim şeyler var…

Güzel ilişki kavramına az rastlar olduk etrafımızda, bu yüzden de olumsuz düşünce kalıpları yerleştirdik aklımıza
 – en azından benim için öyleydi-

Sonraları fark ettim ki bu düşünce insanın içinde olduğu şartlarla da ilgili biraz.
İnsanın mıknatıs misali kendinde olanı çekmesi gibi…

...

Sosyal medya, hayatımıza bu denli girdiğinden beri başka hayatları gözlemler olduk. İnanın kendi mutluluğum gibi seviniyorum başka insanların mutluluğuna.

Güzel olan yaygın olsun, örnek olsun istiyorum!

Çünkü bizim toplumumuzda genelde acılar, üzüntüler kutsanır; 
mutluluklar kıskanılır ya da er geç bozulacağına inanılır.

Biri üzgün olduğunu söylese kimse çok şaşırmaz, ama mutluluktan kahkahalar atsa herkes merak eder nedenini.
Kötü niyetten falan değil bu, bize böyle öğretildiğinden…

Bir çocuk düşünün…
Çocuklar mutlu doğar.
Ama mutlu olduğu için taktir edilmez.
Çünkü; kimse onun neden mutlu olduğu üzerine kafa yormaz.
Bir çocuk en fazla istediği yapılmadığında mutsuz olur, ağlar.
O zaman anne-baba üstüne titrer.
Ağlatmaz onu ve çocuk ağlamanın isteklere ulaşmanın yolu olduğu keşfeder.

Acı, üzüntü kutsanır… Ta o zamandan beri…

 ...

Üzüntü değildir doğru olan.
Mutluluk yadırganacak bir şey değildir.
Her şey kötü değildir.
Güçlü olmak gerekmez her zaman.
Kimseye güvenilmez diye de bir şey yok.

Bunların hepsi içiçe olan şeylerdir. Birbirlerinden ayırmak şart değil!


Olabilir, hiç bitmeyecekmiş gibi başlanan ilişkiler bitebilir, hayal kırıklıkları yaşanabilir, “iyi ki”ler, “keşke”ler dönüp durur aklımızda ve hiç biri son değildir.

Her annenin çocuk büyütme yöntemi farklı olduğu gibi şüphesiz herkesin de kendi doğrusu vardır kendi ilişkisi adına. … Ben isterim ki herkes az çok birşeyler söylesin bu konuda da.
Fikirler paylaşılsın…
Çünkü bir çocuk nasıl büyüyorsa bir ilişkide öyle büyüyor.

Mutluluğumu paylaşacağım diye ahkam kesmiyorum; sadece şunun altını çizmek istiyorum, insanın sevgisini içinden geldiği gibi gösterebildiği,
 ego savaşlarına yenilmediği, hayatının en önemli strateji oyununu oynuyormuşçasına taktikler geliştirmediği biri varsa hayatında 
gerçekten şanslıdır.
...



25.05.2013’ te 2 olduk biz.

Saymakla bitmeyecek kavgalar ettik.
Hiç geçmeyeceğini sandığımız kırgınlıklar yaşadık.
2 saatten fazla küs kalmadık.
Birbirimizi hiç yanıltmadık.
Birbirimizi dinlemekten bıkmadık.
Birlikte hiç sıkılmadık.
Üzüntümüzü de sevincimizi de paylaştık.
Kısacası güzel ve sağlam bir yaş aldık.



sevmemin nedeni “O”

Bir nedeni yoktur derler sevmenin. Büyük yalan! Sevmenin sebebi vardır. Büyük sevgileri taşıyabilen kalbi yeter sevmeye… Güven veren her sözü, dürüstlüğü, eğlendiren gülüşü, dimdik duruşu… Ölene kadar yanımda olacağını bilmenin huzuru, zorla içirmeye çalıştığı her damla su…

Kalbimdeki 2, hayatımdaki 12. yılın kutlu olsun…











5 Nisan 2013 Cuma

Allerjik bünyelere ithafen



* Bu yazı benimle aynı kaderi paylaşan allerjik bünyelere ithafen yazılmıştır.


3 aydır aralıksız kaşınıyorum, kaşınırken ağlıyorum, çıldırıyorum...
Hatur hutur kaşınmak derler ya aynen öyle...



Teşhis belli: Ürtiker

Ama gittiğim 5 doktordan da tatmin edici bir sonuç çıkmadı. 
Bu hastalık geçmez mi?

Ilaçsız yaşamayan biri oldum çıktım bu 3 ay içinde, ayrıca hayatımın ilk kortizonlu iğnesini de yedim bana mısın demedi…

Doktor sık dişini 5 gün ilaç içme dedi.
 Kolaysa sen içme diyesim geldi ama demedim. Son zamanlarda kaşıntım çıldırdı, geçen p.be ilaç içtiğim halde kaşıntım geçmedi :(

Ver elini acil! 
Bi allerji iğnesi yedim ki kendime zor geldim. Ama o biraz yatıştırmış olacak ki 
doktorun dediğine geldim ve 5 gün dişimi sıktım. 
Soğuk sular, buz torbaları kaşınan yerlere iyi geliyor. 
Haberiniz olsun :)

Sonunda Prick Test yaptırma zamanı geldi çattı. 
Çok detaylı araştırdım, özellikle Acıbadem Hastanesi telefonumu 9 kez hattan düşürüp 
kaşıntımı hiddetlendirince testi Kızılay’da yaptırmaya karar verdim. 
Hem uygundu hem de güvenilir…

Step 1 
kollar uzatılır




Step 2 
30 alerjen kola damlatılır ve üzerlerine çizik atılır


Step 3
 15 dk’lık kaşıntılı işkence süreci başlar

Step 4
 15 dk sonunda iki yer pörtler ve kaşıntıdan sizi çıldırtır.


Step 5
Allerjinin ev tozuna ve yeşil çimene olduğu öğrenilir :(


Prick test kolay, korkulacak bir şey değilmiş, merak edenlere… Ama ev tozu ve çimenlerden kendimi nasıl korurum işte bu kısım muamma…

Ilk yapılacakar listesi:

Halılar atılacak
Suyla çalışan elektrikli süpürge alınacak
Toz görünce uzaklaşılacak
Yataklarda sıkı temizlik yapılacak

27 Mart 2013 Çarşamba

F'ler...

Fransızca şarkılar eşliğinde çalışmak, Free Free çalışmak, 
geri kalan her şeye ve herkese Fransız kalarak çalışmak pek zevkli...

Bir Fincan çay eşliğinde...
Yağmur da penceremde...
Değmeyin keyfime ;)



Eşlik etmek isterseniz tık tık :)


Galiba bu sefer Mart güzel bitecek...

21 Mart 2013 Perşembe

Yaz-


Bugün bunun üzerine düşündüm; “yaz ve çekimleri”…

Benim hayatım bunun üzerine kurulu biraz. Her şeyde biraz yaz…
En sevdiğim mevsim yazken, işim yazmak, hobim yazmak…

Neden düşündüm, nerden geldi dersek Ortaköy’de kahvaltı ederken menüde karşıma çıkan şu  laftan…


Çok seviyorum yazmayı, yazılanları, yazarları… Roman, öykü, şiir yazanları... O insanların hayata daha farkl bir gözle baktığına inanaıyorum.

Onlar herkesten daha derin.
Onlar herkesten daha içsel.
Onlar herkesten daha öznel.

Ve bu durum bana onları gizemli ve tılsımlı hissettiriyor. Onların özel olduğunu düşünüyorum. Doğuştan hediye edilen bir mizaçla geliyorlar hayata...


Dünya şiir gününe tesadüf eden bu posta, Cemal Süreya’nın şiiriyle nokta koyalım madem öyle :)

Hayatımız şiir gibi olsun... 


FOTOĞRAF

Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...