28 Mayıs 2013 Salı

Biz 2 olduk :)


Not: Bu post,; derin duygular, düşünceler, tavsiyeler içerir.

Uzun uzun anlatmayacağım kim kimdir, ne nedir, bi ilişki nasıl yürümelidir diye… İlişkiler hakkında ahkam kesmek kimseye düşmez.

Ama söylemek istediğim şeyler var…

Güzel ilişki kavramına az rastlar olduk etrafımızda, bu yüzden de olumsuz düşünce kalıpları yerleştirdik aklımıza
 – en azından benim için öyleydi-

Sonraları fark ettim ki bu düşünce insanın içinde olduğu şartlarla da ilgili biraz.
İnsanın mıknatıs misali kendinde olanı çekmesi gibi…

...

Sosyal medya, hayatımıza bu denli girdiğinden beri başka hayatları gözlemler olduk. İnanın kendi mutluluğum gibi seviniyorum başka insanların mutluluğuna.

Güzel olan yaygın olsun, örnek olsun istiyorum!

Çünkü bizim toplumumuzda genelde acılar, üzüntüler kutsanır; 
mutluluklar kıskanılır ya da er geç bozulacağına inanılır.

Biri üzgün olduğunu söylese kimse çok şaşırmaz, ama mutluluktan kahkahalar atsa herkes merak eder nedenini.
Kötü niyetten falan değil bu, bize böyle öğretildiğinden…

Bir çocuk düşünün…
Çocuklar mutlu doğar.
Ama mutlu olduğu için taktir edilmez.
Çünkü; kimse onun neden mutlu olduğu üzerine kafa yormaz.
Bir çocuk en fazla istediği yapılmadığında mutsuz olur, ağlar.
O zaman anne-baba üstüne titrer.
Ağlatmaz onu ve çocuk ağlamanın isteklere ulaşmanın yolu olduğu keşfeder.

Acı, üzüntü kutsanır… Ta o zamandan beri…

 ...

Üzüntü değildir doğru olan.
Mutluluk yadırganacak bir şey değildir.
Her şey kötü değildir.
Güçlü olmak gerekmez her zaman.
Kimseye güvenilmez diye de bir şey yok.

Bunların hepsi içiçe olan şeylerdir. Birbirlerinden ayırmak şart değil!


Olabilir, hiç bitmeyecekmiş gibi başlanan ilişkiler bitebilir, hayal kırıklıkları yaşanabilir, “iyi ki”ler, “keşke”ler dönüp durur aklımızda ve hiç biri son değildir.

Her annenin çocuk büyütme yöntemi farklı olduğu gibi şüphesiz herkesin de kendi doğrusu vardır kendi ilişkisi adına. … Ben isterim ki herkes az çok birşeyler söylesin bu konuda da.
Fikirler paylaşılsın…
Çünkü bir çocuk nasıl büyüyorsa bir ilişkide öyle büyüyor.

Mutluluğumu paylaşacağım diye ahkam kesmiyorum; sadece şunun altını çizmek istiyorum, insanın sevgisini içinden geldiği gibi gösterebildiği,
 ego savaşlarına yenilmediği, hayatının en önemli strateji oyununu oynuyormuşçasına taktikler geliştirmediği biri varsa hayatında 
gerçekten şanslıdır.
...



25.05.2013’ te 2 olduk biz.

Saymakla bitmeyecek kavgalar ettik.
Hiç geçmeyeceğini sandığımız kırgınlıklar yaşadık.
2 saatten fazla küs kalmadık.
Birbirimizi hiç yanıltmadık.
Birbirimizi dinlemekten bıkmadık.
Birlikte hiç sıkılmadık.
Üzüntümüzü de sevincimizi de paylaştık.
Kısacası güzel ve sağlam bir yaş aldık.



sevmemin nedeni “O”

Bir nedeni yoktur derler sevmenin. Büyük yalan! Sevmenin sebebi vardır. Büyük sevgileri taşıyabilen kalbi yeter sevmeye… Güven veren her sözü, dürüstlüğü, eğlendiren gülüşü, dimdik duruşu… Ölene kadar yanımda olacağını bilmenin huzuru, zorla içirmeye çalıştığı her damla su…

Kalbimdeki 2, hayatımdaki 12. yılın kutlu olsun…











5 Nisan 2013 Cuma

Allerjik bünyelere ithafen



* Bu yazı benimle aynı kaderi paylaşan allerjik bünyelere ithafen yazılmıştır.


3 aydır aralıksız kaşınıyorum, kaşınırken ağlıyorum, çıldırıyorum...
Hatur hutur kaşınmak derler ya aynen öyle...



Teşhis belli: Ürtiker

Ama gittiğim 5 doktordan da tatmin edici bir sonuç çıkmadı. 
Bu hastalık geçmez mi?

Ilaçsız yaşamayan biri oldum çıktım bu 3 ay içinde, ayrıca hayatımın ilk kortizonlu iğnesini de yedim bana mısın demedi…

Doktor sık dişini 5 gün ilaç içme dedi.
 Kolaysa sen içme diyesim geldi ama demedim. Son zamanlarda kaşıntım çıldırdı, geçen p.be ilaç içtiğim halde kaşıntım geçmedi :(

Ver elini acil! 
Bi allerji iğnesi yedim ki kendime zor geldim. Ama o biraz yatıştırmış olacak ki 
doktorun dediğine geldim ve 5 gün dişimi sıktım. 
Soğuk sular, buz torbaları kaşınan yerlere iyi geliyor. 
Haberiniz olsun :)

Sonunda Prick Test yaptırma zamanı geldi çattı. 
Çok detaylı araştırdım, özellikle Acıbadem Hastanesi telefonumu 9 kez hattan düşürüp 
kaşıntımı hiddetlendirince testi Kızılay’da yaptırmaya karar verdim. 
Hem uygundu hem de güvenilir…

Step 1 
kollar uzatılır




Step 2 
30 alerjen kola damlatılır ve üzerlerine çizik atılır


Step 3
 15 dk’lık kaşıntılı işkence süreci başlar

Step 4
 15 dk sonunda iki yer pörtler ve kaşıntıdan sizi çıldırtır.


Step 5
Allerjinin ev tozuna ve yeşil çimene olduğu öğrenilir :(


Prick test kolay, korkulacak bir şey değilmiş, merak edenlere… Ama ev tozu ve çimenlerden kendimi nasıl korurum işte bu kısım muamma…

Ilk yapılacakar listesi:

Halılar atılacak
Suyla çalışan elektrikli süpürge alınacak
Toz görünce uzaklaşılacak
Yataklarda sıkı temizlik yapılacak

27 Mart 2013 Çarşamba

F'ler...

Fransızca şarkılar eşliğinde çalışmak, Free Free çalışmak, 
geri kalan her şeye ve herkese Fransız kalarak çalışmak pek zevkli...

Bir Fincan çay eşliğinde...
Yağmur da penceremde...
Değmeyin keyfime ;)



Eşlik etmek isterseniz tık tık :)


Galiba bu sefer Mart güzel bitecek...

21 Mart 2013 Perşembe

Yaz-


Bugün bunun üzerine düşündüm; “yaz ve çekimleri”…

Benim hayatım bunun üzerine kurulu biraz. Her şeyde biraz yaz…
En sevdiğim mevsim yazken, işim yazmak, hobim yazmak…

Neden düşündüm, nerden geldi dersek Ortaköy’de kahvaltı ederken menüde karşıma çıkan şu  laftan…


Çok seviyorum yazmayı, yazılanları, yazarları… Roman, öykü, şiir yazanları... O insanların hayata daha farkl bir gözle baktığına inanaıyorum.

Onlar herkesten daha derin.
Onlar herkesten daha içsel.
Onlar herkesten daha öznel.

Ve bu durum bana onları gizemli ve tılsımlı hissettiriyor. Onların özel olduğunu düşünüyorum. Doğuştan hediye edilen bir mizaçla geliyorlar hayata...


Dünya şiir gününe tesadüf eden bu posta, Cemal Süreya’nın şiiriyle nokta koyalım madem öyle :)

Hayatımız şiir gibi olsun... 


FOTOĞRAF

Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel

5 Mart 2013 Salı

Pıııırrrr diye geçen zaman!

Zaman dediğimiz hani o ilaç, hani o her derda deva kavram var ya; 
işte ben son zamanlarda kendisine yetişemiyorum ve fark ettim ki zaman tamamen akılda şekillenen bir durum, hani zaman algısı farklıdır ya, işte ondan bahsediyorum.

İşler yoğun, kafa yoğun, yetişmeye çalışılan şeyler çok olunca hafiften error verme durumuna geçiş başladı :)

Aslında itiraf etmek gerekirse bence tempolu hayat güzel, biraz daha programlı gidip bu tempoyu sindirirsem, aralarda da kendime minik mololar hediye edersem bir şikayetim olmayacak gibi :)


İşte durum bu:






İşte bugünlerdeki ben: 

          



14 Şubat 2013 Perşembe

Sevmekten kim usanır ;)



Bu konuda bi post yazmayı düşünürken aklıma bu şarkının sözleri takıldı. Genelde öyle olur. Kafamda bi konuyu düşünürken, pat diye kendimi bi şarkı mırıldanırken bulurum, farkında olmadan… Sonra bi dinlerim kendimi direkt kafamdaki durumu, düşünceleri, duyguları anlatan sözler…




Bugün de malum Sevgililer Günü J


Ne kadar da doğru söylemiş sevgili Müzeyyen Senar, sevmekten kim usanır, tadına doyum olmaz… Gerçekten öyle J


Geçen sene yine bu güne söylenen “ay gereksiz buluyorum”, “ay çok saçmaaa” laflarına Twitter'dan sitem etmişim. Evet bugünü ticari bi gün haline getirmek pek mantıklı diil ama uluslararası bir özel gün. 
Her yerde kırmızı kalpler. 
Bence çok hoş… 
Ve bunun dışında bugün sadece sevgililere ait diil ki...
 Sevgiliniz olmasın, sevdikleriniz olsun yeter! 
Sevdiklerinizi arayın sorun. Bugün bahaneniz olsun…



Şu da bi gerçek ki sizi düşünen ve mutluluğunuzu önemseyen,
bi çiçekle, bi mesajla size kendinizi özel hissettiren bi insan varsa hayatınızda
bu da ekstraaaa mutluluk...
:)
Teşekkürler...

12 Şubat 2013 Salı

Yine pes ettim :(


Şu düzenli blog yazma hevesim nedense hiç uzun sürmüyo, kendime kızıyorum…

Çocukken yazan, okul hayatı yazmakla geçen, mesleğini yazı üzerine seçen, yazmayı gerçekten seven insan bi de üstelik anıya, hatıraya fazlasıyla düşkün bir başak insanı neden bloga yazmaya üşenir soruyorum kendime?

Neden yine bunları sorgulamaya başladığıma, yine nerden estiğine gelince Yaz Aşkı'nın şu yazsısı ve en yakın arkadaşımın düğün hazırlıklarının verdiği gazla yazmaya devam ediyor olması (umarım geçici olmaz senin hevesin de, bak seni örnek aldım )bu konuda etkili oldu diyebilirim :)

Noluuuur geçmesin hevesim, artık anılarım biriksin ;) dileğiyle bu posta noktayı koyuyorum :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...