11 Ağustos 2011 Perşembe

Aklımdan hiiiç çıkmasın!



"İsteklerine ulaşmanın ilk ADIMI, isteklerinin olmasını beklemeyi BIRAKMAKTIR. Beklentinin bittiği yerde AKIŞ BAŞLAR..."                                                                                                                                 Eternal Silence


Güne endişe ve korkuyla başlama.
 Eğer şu an öyleysen hemen Bakış açını daha iyi bir şekilde değiştir. 
Yaşamındaki herhangi bir olay ve duruma bakarken 
bardağın dolu tarafından bakmayı seç.
 Bundan öğrenmen gerekeni, öğren ama gününü kendine ZEHiR etme.
 Şükranlarla doldur yaşantını...
UNUTMA ki; senin bu beğenmedigin hayatın,
 başka insanların en büyük hayali olabilir.. 
Sahip olduğun şeylerin FARKINA var.
Neşeni bil ve MUTLU ol.. 
Sevinç, Neşe, Mutlulukla birlikte Sonsuz şifa seninle olsun...
"İYİ Kİ VARSIN”





Kendi deneyimine dayalı olmayan herşeyi sadece bir varsayım olarak kabul et... Onu bir inanca dönüştürme... İnanca dönüşen herşey sende bir SINIR daha yaratır.. Bu inançlara kilit diyorsan kilittir..
 Dünün doğruları bu günün şartlarında yanlış, yada yanlışları doğru olabilir. Bu herzaman böyledir. SEN Katı inançlara sahip olmak yerine ESNEK ve seni geliştiren düşüncelere sahip olmayı SEÇ..
İçinde SEVGİ içermeyen herşeyi Serbest BIRAK.. Yaşamla birlikte AKIŞTA OL! AŞKLA yaşa..                                                                                                                       





10 Ağustos 2011 Çarşamba

iftar vakti-1

İftar organizasyonlarımız tam gaz başladı ve devam ediyor; lakin fotoğraf makinasının azizliği yüzünden ilk kez dünkü yemekte birkaç fotoğraf çekebildik :)







Seviyorum İntaş'ı ve hayatıma eklediklerini...

9 Ağustos 2011 Salı

bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı varsa...

böyle bir fincanın değeri ne ile ölçülebilir?




günüme renk kattın :)

İyi ki varsın...

2 Ağustos 2011 Salı

"Güzel buralar!"





20 Temmuz 2011 Çarşamba

Bir trafik var içimde…


Bir trafik var içimde… Öyle ki başlangıcı zor, devamı karmaşık, ötesi düşünülmemiş…

Yola çıkarken gelir ya bir huzursuzluk insanın üzerine ara ara… Hele ki belli değilse nereye gideceğin, gitmek isteyip istemediğin, gittiğin yerde seni bekleyenenin kim olduğu, ne olduğu... O zaman huzursuzluk daha bi boğar insanı.

Ama niyetin bellidir az çok… Bi taraf daha ağır basar; gitmek istersin gözünü karartıp ya da kalmayı seçersin huzursuz ama risksiz…

Gitmeyi seçersen yeni bir süreç başlar senin için. Daha heyecanlı, daha meraklı, daha belirsiz ve daha hızlı…

Işte trafiğe çıkmışsındır artık, akıp gidersin içinde… Bazen daralır boğulursun, bazen için içine sığmaz kıpır kıpır olursun… Trafiğin en yoğun anında, kendini kalabalıklar arasında bulursun.

Dönmek istesen dönemezsin. Hem yol almışsındır hem kendine yeni tatlar katmışsındır. Gitmek istesen son sürat, bi yere toslayacağından korkarsın…

Ama trafiğe güven duyulmaz diye bir şey yok ki… Güvenebilirsin de trafiğe, hatta güvenmelisin de… Bir şey olacak mı korkusuyla çıkılmaz ki yola…

Bakarsın içinde yeşil bir ışık yanar, sana yeni yollar açar. Güven verir, yürür gidersin ardına bakmadan.

Bazen sarı yanar, durur düşünürsün, ikazdır. Ne var ki bunda! Hata da yaparsın... 
Iyidir sarı… 
Vakit verir, fırsat verir, dank ettirir. Oturur çözersin, anlar, bilirsin.

Sen yeterki iyi bak! Kırmızılar bile güzeldir... Durur dinlenirsin, gidenlere yol verirsin ama fazla yakalanmamaya bak çünkü vakit kaybedersin ;)

7 Temmuz 2011 Perşembe

Bir buluşma faslı daha :)



F: Kızlar yarın buluşuyor muyuzzzz ??

T: Eveeeeeeeeeeeeeeeeeeeeett!!!!!!!!!!!!

M: Yes yes yes!

F: Yarın bütün gün nereye gideceğimizi tartışacak mıyız? :D

T: O zaman kilit soruyu sorim miiiiiii?

M: Dur, ben cevap verim... Arnavutköy :))) 

F: Yok Sefaköy :)))))))))

F: Buldum! Ortaköy or Kadıköy :)

M: Çok yaratıcısın!!! Arnavutköy de 2 durak ilerde….

F: Bulun ozaman yaratıcı fikirler

F: Yok abi biz yine nerede buluscağımıza karar veremeyiz...

M: Ufff!!! Her seferinde biri karar versin bence :) Sıraya koyalım :))

F: Evet, mantıklı... İlk kim ona kara weremeyiz bence ?


Diye başlayan konuşma Ortaköy'deki buluşmayla noktalanmış oldu :)

Önce güzel bir yemek yedik.






Sonra çay, kahve, nargile ve tiramisu adında cheese cake...

Beşiktaşa yürüme çabaları!

Abiye elbiseli böcekler, 

 acayip konuşmalar, 

şaşırmalar,

kaldırıma serilmiş bi halde atılan kahkahalar...

Metrobüs ve çılgın köpek…

Minibus hayalleri :)))

Ve birlikte yaşanmış, eğlenceli,sohbetli bir gün daha………… 

22 Haziran 2011 Çarşamba

Geçtiğimiz hafta sonu, ben savaş yorgunu…


Mevsimlerin değişmesi beni hep heyecanlandırmıştır. Özellikle yaza geçişi ayrı bi severim :)

Havalar ısınır, etraf yeşillenir, içim kıpır kıpır olur hep… 
Ama bu geçişlerin sevmediğim bir yönü var ki o da;

"Yazlıklar & Kışlıklar Savaşı"

Dolaplar boşaltılır, yazlıklar çıkar kışlıklar tek tek temizlenir paklanır, kaldırılacak yer bakılır. Nedense bir türlü toplanamaz o dolap… 


Sanki dolapta birkaç parça olan eşyalar dışarda bin parça olur …

Yine böyle bir geçiş dönemi atlattım işte :)
Üstelik 3 gün 3 gece sürdü ;)

Dağınıklık yüzünden kıyafetler dolaplardan taşmaya başlayınca anneciğim isyan bayraklarını çekti ve:
 “Hiçbir şeyini toplamıycam artık!” dedi :) 

Bilmiyor ki o dağınıklığın içinde bir düzenim var benim :)

O, kıyafetlerim arasından aradığını bulamadığı için kızıyor, ama ben ne nereye sıkışmış, ne neyin altında kalmış dağıtırken aklıma tutabiliyorum…

Ben böyle böyle idare etmeye çabalarken yer laminantları da isyanı bastırınca bu savaşa katılmak farz oldu. Ben gardıropla nasıl başa çıkarım diye kara kara düşünürken bütün dolaplar, çalışma masası, raflar, kitaplar, birikmiş notlar da savaşa katıldı…

Çok yoruldum çok…

Işte bunlar da savaş alanından manzaralar:



Mecburen salona taşındım bi süre :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...