27 Mart 2013 Çarşamba

F'ler...

Fransızca şarkılar eşliğinde çalışmak, Free Free çalışmak, 
geri kalan her şeye ve herkese Fransız kalarak çalışmak pek zevkli...

Bir Fincan çay eşliğinde...
Yağmur da penceremde...
Değmeyin keyfime ;)



Eşlik etmek isterseniz tık tık :)


Galiba bu sefer Mart güzel bitecek...

21 Mart 2013 Perşembe

Yaz-


Bugün bunun üzerine düşündüm; “yaz ve çekimleri”…

Benim hayatım bunun üzerine kurulu biraz. Her şeyde biraz yaz…
En sevdiğim mevsim yazken, işim yazmak, hobim yazmak…

Neden düşündüm, nerden geldi dersek Ortaköy’de kahvaltı ederken menüde karşıma çıkan şu  laftan…


Çok seviyorum yazmayı, yazılanları, yazarları… Roman, öykü, şiir yazanları... O insanların hayata daha farkl bir gözle baktığına inanaıyorum.

Onlar herkesten daha derin.
Onlar herkesten daha içsel.
Onlar herkesten daha öznel.

Ve bu durum bana onları gizemli ve tılsımlı hissettiriyor. Onların özel olduğunu düşünüyorum. Doğuştan hediye edilen bir mizaçla geliyorlar hayata...


Dünya şiir gününe tesadüf eden bu posta, Cemal Süreya’nın şiiriyle nokta koyalım madem öyle :)

Hayatımız şiir gibi olsun... 


FOTOĞRAF

Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel

5 Mart 2013 Salı

Pıııırrrr diye geçen zaman!

Zaman dediğimiz hani o ilaç, hani o her derda deva kavram var ya; 
işte ben son zamanlarda kendisine yetişemiyorum ve fark ettim ki zaman tamamen akılda şekillenen bir durum, hani zaman algısı farklıdır ya, işte ondan bahsediyorum.

İşler yoğun, kafa yoğun, yetişmeye çalışılan şeyler çok olunca hafiften error verme durumuna geçiş başladı :)

Aslında itiraf etmek gerekirse bence tempolu hayat güzel, biraz daha programlı gidip bu tempoyu sindirirsem, aralarda da kendime minik mololar hediye edersem bir şikayetim olmayacak gibi :)


İşte durum bu:






İşte bugünlerdeki ben: 

          



14 Şubat 2013 Perşembe

Sevmekten kim usanır ;)



Bu konuda bi post yazmayı düşünürken aklıma bu şarkının sözleri takıldı. Genelde öyle olur. Kafamda bi konuyu düşünürken, pat diye kendimi bi şarkı mırıldanırken bulurum, farkında olmadan… Sonra bi dinlerim kendimi direkt kafamdaki durumu, düşünceleri, duyguları anlatan sözler…




Bugün de malum Sevgililer Günü J


Ne kadar da doğru söylemiş sevgili Müzeyyen Senar, sevmekten kim usanır, tadına doyum olmaz… Gerçekten öyle J


Geçen sene yine bu güne söylenen “ay gereksiz buluyorum”, “ay çok saçmaaa” laflarına Twitter'dan sitem etmişim. Evet bugünü ticari bi gün haline getirmek pek mantıklı diil ama uluslararası bir özel gün. 
Her yerde kırmızı kalpler. 
Bence çok hoş… 
Ve bunun dışında bugün sadece sevgililere ait diil ki...
 Sevgiliniz olmasın, sevdikleriniz olsun yeter! 
Sevdiklerinizi arayın sorun. Bugün bahaneniz olsun…



Şu da bi gerçek ki sizi düşünen ve mutluluğunuzu önemseyen,
bi çiçekle, bi mesajla size kendinizi özel hissettiren bi insan varsa hayatınızda
bu da ekstraaaa mutluluk...
:)
Teşekkürler...

12 Şubat 2013 Salı

Yine pes ettim :(


Şu düzenli blog yazma hevesim nedense hiç uzun sürmüyo, kendime kızıyorum…

Çocukken yazan, okul hayatı yazmakla geçen, mesleğini yazı üzerine seçen, yazmayı gerçekten seven insan bi de üstelik anıya, hatıraya fazlasıyla düşkün bir başak insanı neden bloga yazmaya üşenir soruyorum kendime?

Neden yine bunları sorgulamaya başladığıma, yine nerden estiğine gelince Yaz Aşkı'nın şu yazsısı ve en yakın arkadaşımın düğün hazırlıklarının verdiği gazla yazmaya devam ediyor olması (umarım geçici olmaz senin hevesin de, bak seni örnek aldım )bu konuda etkili oldu diyebilirim :)

Noluuuur geçmesin hevesim, artık anılarım biriksin ;) dileğiyle bu posta noktayı koyuyorum :)



8 Haziran 2012 Cuma

kArMaŞık İştE KarMaŞıKKkKKK



Bi sürü şey istiyorum, istemeyi seviyorum, gerçekleşmesini daha da çok seviyorum…

Mesela mı?

  • Düzenli blog yazmak istiyorum.
  • Düzenli blog yazacak kadar düzenli bi ruh hali içinde olmak istiyorum.
  • Hayatımdaki iniş çıkışlar dengeli olsun istiyorum.
  • Ben hep sağlıklı, sevdiklerim sağlıklı, yanı başımdaki herkes hep sağlıklı olsun istiyorum.
  • Herkesin morali yerinde olsun istiyorum.
  • Yatmadan önce ertesi gün ne giyeceğime karar vermiş olmak istiyorum.
  • Tatile gitmek için gerekli izinler çıksın istiyorum. Çıkmazsa da alternatif programlar bu açığı kapatsın istiyorum.
  • Içimden daha çok dua etmek gelsin istiyorum, duaların huzurunu, inanamanın mutluluğunu daha çok hissedeyim istiyorum.
  • Artık bu kadar da olmaz dedirten haberler almayayım istiyorum, ülkeme dair.
  • Atatürk’le gurur duyan daha çok insan tanımak istiyorum.
  • Cehalet bizi bu kadar esir almasın istiyorum.
  • Iki kişiden biri olanlar da artık gözlerini açsın istiyorum.
  • Aklımdan geçen her şey hep iyi olsun hepsi de gerçek olsun istiyorum.


Işte böyle her telden çalan bir istek listem var :)

Olsun istek de sınır yok…

Bugün de Cuma zaten…

Akşamı da programlı üstelik…

E daha ne olsun –şimdilik-…


:)

27 Şubat 2012 Pazartesi

Bugün en güzel günün, haberin yok…


Kolay dersen kolaydır hayat, zor dersen zor… 
Bu kadar kolay mı dersen öyle bakmayı becerebilene; kolay. 
Öyle bakmayı becerebilmek asıl olaysa emin olalım aslıda o da kolay…


Hiç düşündük mü çok karmaşık bulduğumuz her şey aslında biz öyle düşündüğümüz için karmaşık. Beyine emir vermek kolay gözükmüyor, çok kolay olduğunu da sanmıyorum aslında! 
Ama o kadar mucizevi bir gücü var ki…

Düşünmek lazım şu an içinde bulunulan şartları… 
En kötü hissettiğimiz anda bile yaşadığımız hayat kimbilir kimlerin tek hayali... Olaylara buradan bakmak bence insanı kasvetten, endişeden, sıkıntıdan, umutsuzluktan uzak tutmaya yetebilir. 
İnanmak gerekir ki elinde olanlara şükredebilip kötü giden şeyleri de en azından bi sure için hoşgörebilirse insan, hayat o kadar da zor değil…

Gerçekten bir süre için…

İstiyoruz ki her şey her zaman dört dörtlük gitsin hayatımızda, hiçbir şey canımızı sıkmasın, üzmesin bizi… Bunun mümkün olmadığını bilmiyor muyuz?

Hep altını çizmişimdir şu tip cümlelerin:

Hayat bir sarkaç gibidir... Ne kadar geri çekilirse o kadar hızla geri gelir… Lastik bir top düşünün yere atıldığındaki hızı oranında yukarı zıplar, dibe vurur ki daha da yükselebilsin…

Rüzgar estiğinde hiçbir ağaç direnç göstermez, rüzgarın estiği yönde eğilir, direnç gösterdiğinde, rüzgarın tersi yönünde hareket ettiğinde zarar göreceğini, dallarının kırılacağını bilir... Denizler yükseldiğinde geri çekileceğini de bilir... Geceleri gökyüzünü aydınlatan ay, ben hep dolunay kalmak istiyorum hiç yeni ay şeklini almayacağım demez... Gece gündüzü, gündüz geceyi, aylar mevsimleri, mevsimler birbirini takip eder... Yaz biter güz başlar...

Doğa ne güzel anlatıyor kendisini... Kışa hazırlanırken yapraklarını dökmekten korkmuyor hatta yaprakları bırakırken ayrı bir güzellik veriyor... Rengarenk oluyor o yapraklar... Bedeni çıplak kalıyor ağaçların ama kış için bunu yaşamaları gerekiyor, çünkü daha güçlü duruyor ayakta...

Ne yaşarsak yaşayalım ne düşünürsek düşünelim şunu hiçbir zaman unutmamalıyız; "yaşanan bu durum düzelecek". 
Hiçbir zaman böyle kalmayacağız... 
Bu sadece bir dönem...
 Yaşanacak ve bitecek...

Gece ve gündüz gibi... 
Tek başına olmasını beklememek gerek. 
Bunu böyle kabullenmek gerek... 
Biliyorum ki o zaman her şey daha kolay, o kabulle her şey daha doğal...

Hayatın güzelliğini sindirebileceğimiz nice güzel günlere...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...