20 Mayıs 2011 Cuma

İzmit’e memleketim diyebilirim, o derece yani :)

İzmit’le ilgili maceralarımı, anılarımı yazmaya daha erken başlamalıydım diye geçirdim bu yazıyı yazmaya başlarken… 
Üniversiteye hazırlanırken başlayan maceralı yılları saklayabilmeyi çok isterdim:)

Ikinci öğretim Türk Dili ve Edebiyatı'nı kazanmamla başlayan bu macera, bu yıl 5. senemde yüksek lisans sayılmasını istediğim formasyonla son bulacak…

Ünversiteyi kazanma hırsı gözümü öylesine bürümüştü ki ilk sene hiç bir yeri kazanamadığımı öğrendiğimde öleceğimi sandım. Öyle ki sırf bu stresi bir kere daha yaşamamak için 2 yıllıklarda bile ne kadar saçma sapan bölüm varsa  yazmıştım. Ama kazanamadım. Hem de bunu tatilde öğrendim:(( 
Ufff şimdi hatırlıyorumda bütün gün ağlamıştım. 
Canım babam bi heves sonucu benden önce öğrenmiş ama bana söyleyememişti bile:(

Ne yazık ki kaçış yoktu ve bir sene daha aynı stresle başa çıkmak zorundaydım; ama ne gariptir ki şimdi dönüp baktığımda o yıl hayatımın en güzel geçen yıllarındandı diyebiliyorum!.. O nedenle de emeği geçen herkese ama özellikle birisine çok çok çokkkk teşekkür ediyorum ve diyorum kiiii neyin sizin için en doğru yol olduğunu bilemezsiniz bu yüzden ön yargılı olmayın... 2. senemde ÖSS canavarıyla savaşmaya hazırlanacağımı düşündüğüm bir yılın en iyiler listemde olacağı kesinlikle aklıma gelmezdi. He tabii sınav sonuçları açıklandığında böyle mi hissettim hayır! 
Bütün bir yıl deli gibi çalışıp, yığınla test kitabı bitirip önceki seneden sadece 2 puan fazla aldığımı öğrenince çantamı toplayıp 
gitmeye kalktım… 


Nereye gidiyorum?
Bilmiyorum
Çantamda ne mi var? 
Yalnızca –iç çamaşır-!!! 

Işte insan bu kadar saçmalayabiliyormuş bazen :)

Yine ön yargılarla hareket etmişim demek ki; çünkü bu puanla üniversiteye rahat bir şekilde girebildim…

Bu istek içimde öylesine büyümüştü ki kendi kendime totemler oluşturuyordum. Saçma sapan kıyaslar yapıp saçma sapan kararlar alıyordum. 
Hayatta en çok korktuğu şeylerden biri iğne olmak olan biri olarak bir gün dedim ki “Eğer kazanırsam iğne olmaya razıyım ama dişimden” 
(ufak adımlar atıyorum güyaaa… :)

Sonra ne oldu? Bir ay once ayayıp randevu istediğim dişçi sonuçların açıklandığı gün beni arayıp o gün gelmemi söyledi :) 
Gittim...


 Aramızda geçen diyalog:

-       Iğne yapmam gerek
-       Olmaaaaz!
-       Iğne yapmadan olmaz….
-       Ama ben 4 tane dolgu yaptırdım bugüne kadar, iğnesiz!
-       Bu seferki olmaz…
-       Peki, en azından üniversiteyi kazandım…

Yani tıpış tıpış iğnemi olup eve geldim bütün gün o zamana kadar hiç çekmediğim bi ağrı çektim. Arayan arkadaşlarım yaa hiç sevinmedin mi sesin hiç iyi gelmiyooo falan dediler

    -(!)

Sonraaaaa sonraaaaaaa gittik annemle kaydımı yaptırdık, okulun yerini görünce bi kere daha yıkıldım. Her gün o dağa mı tırmancaktım yani… 
Neyse kazanmıştım susmalıydım.

Servise yazıldım 1 ayda 3 servis değiştirdim, yapamadım. Zaten eve gelişim 00.30’u bulduğu için annemler ilk baştan beri yurtta kalmam taraftarıydı. Bu seferde siz beni istemiyosunuz diye ağlaıp zırladım… 
Huysuzluktan diil bunlar gerçekten zor bir dönemdi :) 
Derken yurt çıktı, yazıldım. 2 senede 3 oda değiştirdim, her bulduğum fırsatta eve koştum. 3. sınıftaysa her şey değişti.
 Şimdi kardeş diyebileceğim insanlarla aynı odada buldum kendimi, devam zorunluluğum da yoktu İzmit İstanbul arası öyle güzel 2 yıl geçti ki… Yurdum okulun içindeydi ama ben sadece merkeze inmek ve İstanbul'a gelmek için odadan çıkıyordum öyle bir bağımlılık yani :)

Aslında bu postu yazma amacım en son yolculuğumdan bahsetmekti, ara ara dönmeliyim İzmit dünyasına, aklıma gelenleri kaydetmeliyim ki zaman geçtikçe unutmayayım :)

Şimdi formasyon için haftada 2 kez izmite gidiyorum, geçen p.si de staj için düştüm yollara :) 


Efe Tur'da beklemeye başladım, bu ağaç da hoşuma gitti, fotoğrafını çektim :)


Serviste de beni bu komik kurbağacık karşıladı :)


İşte benim yolculuk keyfim :)


Burası da benim İzmit durağım, çooook anısı var ben de iyi - kötü :)


Sonra da dönüş yolu :)


Seviyorum bu şehri, bana kattığı bütün yaşanmışlıklarıyla...






4 yorum:

  1. Ne tatlı kurbağa:) Mimin var bende!

    YanıtlaSil
  2. seni okumayı seviyorum şekercim :)

    YanıtlaSil
  3. Bestecimmm ben de seninle konuşmayı çok seviyorum, ilk taşıntığımızdan beri hem de...
    Senle bir şey paylaştıktan sonra duyduklarım beni rahatlatıyo, içimi açıyo :) Sanırım enerjinle ilgili bir şey bu :)))

    Seni okumayı da ayrı seviyorum tabii, o yüzden mimliyorum seniiii, mimini unutma :)))

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...